Nihat Doğan canlı yayında gözyaşlarına boğuldu

Nihat Doğan katıldığı programda hayatıyla ilgili açıklamalarda bulundu. Doğan, “Hayat olgunlaştırıyor. Hatalarımız oldu, yanlışlarımız oldu, magazinsel ilişkilerimiz oldu, kırdığım kırıldığım oldu. ND sineması benim hayatım diyordum. O sinemada istemediğim şeyler oldu. Sayın İbrahim Tatlıses ile kavgamız oldu. Neticede 3 kuruşluk bir dünya…” dedi.

“Necip Fazıl’ın güzel bir sözü var. “Ben geçmişimi dürdüm, büktüm, çöpe attım. Çöpü karıştırmak köpeklerin işidir” diyeceğim çok ağır olacak. Bu hayatta görmediğim hiçbir şey kalmadı. Mesleğimde yaşamadığım hiçbir şey kalmadı. Sadece bir tek evlat özlemim vardı. Annem ‘torun özlemim var’ diyordu. Sürekli ‘sana kız bulduk’ diyordu.”

“Ablamın 2. yılıydı 1 hafta önce. Benim için çok kıymetliydi. Ablam hiçbir şey görmedi. Garip geldi, garip gitti. Kardeş acısı çok zormuş. Allah kimseye yaşatmasın. Ben böyle bir acı görmedim, duymadım. Ciğerimden parça koptu. Ne zaman beni görse karpuz isterdi. Abla başka bişi iste elbise iste, ayakkabı iste derdim. ‘Yok karpuz yeter’ derdi.”

“BEN ONUN HAYRANIYIM”

“Arezu bizi izliyor şu anda. ‘Nihat Doğan’ın hayranı’ yazmışlar. Ben onun hayranıyım. O beni tanımıyordu. Evliliğe götüren de beni tanımamasıydı zaten. Onu bir restoranda gördüm. Masa değiştirdi, ben de değiştirdim. Kalktı giderken peşinden gittim. ‘Tanışabilir miyiz’ dedim. Benim gülüşüm de onun hoşuna gitmiş. ‘Tamam’ dedim. Otoparka kadar konuşarak gittik. Türkçe de bilmiyor anam. Nasıl konuşacağız, numarasını nasıl isteyeyim. Bir numara verdi ama o da değişik. Başka başka insanlar çıkıyor. Çift sıfır koymamışız. Sonra bir şekilde buluştuk. Adımı da başka söyledim. Ahmet dedim. Restorana gidiyoruz. ‘Nihat Bey merhaba’ diyorlar. Sürekli tanınınca başka mekanlara gidelim dedim. 2 ay böyle geçti. Millet gelip fotoğraf çektiriyor. En son bir kız gelip fotoğraf çekince ‘neden bu kız seni sarılıp öpüyor, yanında ben varım’ dedi. O zaman mecbur kaldım kendimi tanıttım. Söylemez olaydım. Her şeyi inceledi. Çok zor durumda kaldım.”

“3 ay flört durumumuz oldu. Sonra İran’a gittim. Annemle beraber hem de. Ailesinden istedik. Kızı aldık geldik. Dini nikahımızı da kıydık. Gelir gelmez resmi nikah için de gün aldık. Bu sefer yengem yoğun bakıma alındı, vefat etti. Düğün yapamadık. Erteledik.”

“HÜNGÜR HÜNGÜR AĞLADIM”

“Sonra bebek sürpriz yapınca. Bekleyemeyiz dedik. Her gün beni arıyor ‘Bugün Yemek yiyelim’. Ben de stüdyodayım. Bugün, yarın diyorum. En sonunda ‘Ya bugün yemek yenecek ya da ben İran’a gidiyorum’ dedi. O gün yemeğe çıktık. Bebek ayakkabısı getirmiş yanına. ‘Bu ne’ dedim. ‘Ben hamileyim’ dedi. Salya sümük ağladım. 5 kilo aldım. Sürekli yemek yiyorum. Gecenin bu yarısı canım bunu istedi, şunu istedi.”

“Anneme söylemesi için Ablama söyledim. ‘Ayıp ben söyleyemem’ dedim. İnanmadılar. Sonra anneme söyledik bir şekilde. Çok mutlu oldular.”

“KALBİNİ DUYDUĞUM AN…”

“Bodrum’daydık. Bir arkadaşım ‘benim hanımın doktoruna gidelim’ dedi. ‘Çocuğun kalbini dinleyelim’ dediler. ‘Çocuğun kalbi mi var, oluşmuş mudur’ dedim. Ben hala algılayamıyorum. Annelik bu yüzden kutsal. Biz ancak onu getir, bunu götür hizmetçiyiz. Kalbini duydum, salya sümük ağlamaya başladım. O an bazı şeylerin farkına vardım.”

“OĞLUM OLACAK”

“Ben konuşurken ‘oğlum olacak, onu maça götüreceğim’ diyordum. Bizim jenarasyon ‘erkek adamın erkek çocuğu olur’ fikri ile büyüdük. Kalbini duyunca ‘aman ya, yeter ki sağlıklı olsun’ diyorsun. Bu çok geride kaldı. Lütfen bu fikirden, düşünceden vazgeçin. Benim oğlum olacak. Ülke buna hazır mı bilmiyorum. İsmi hazır. Türkiye’de araştırdım o isim yok. Şimdi söylemek istemiyorum. Çünkü 4 ay içinde doğacak olan çocuklara koyarlar.”

“Hiç parada pulda gözü olan bir insan değil. Tektaş büyük oldu, küçük oldu demez. Saç ekim uzmanı. Hamile olduğu için çalışmasına izin vermiyorum. Çocuktan sonra çalışmak isterse çalışabilir. 27 yaşında 1.78 boyunda. Ben de 1.78’im.”